Divan Şiirinde Bağdat


Edebiyatımız bir okyanus misali mükemmel ve sınırsız lafızlarla dolu. Yine Divan şiirinin derinliklerinde kaybolmuşken bu satırları yazmak geldi içimden ve şiirde bir sembol niteliğinde olan Bağdat'ı anlatmak istedim.

Bağdat...
Irak ülkesinin başkenti...
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, Dicle ve Fırat'ı barındıran verimli topraklar...

Kelime itibariyle Farsça kökenli olup 'Bag'(Tanrı) ve 'dad'(verilen) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş, ''Tanrı'nın verdiği yer'', ''Tanrı'nın hediyesi'' anlamlarına gelir. 

Sizlere anlatmak istediğim Bağdat şehrinin tarihi değil ancak Divan şiirinde bu şehre atfedilen mana tarihten geliyor. 1258 yılında Moğollar Bağdat şehrine saldırırlar. Hülagu Han ordusuyla şehri yakıp yağmalar. Bu ağır zulüm bir daha asla unutulmayacaktır ve kendisini 758 sene sonra bile bir şiir vasıtasıyla hatırlatır.

''Şehr-i Bağdat gibi kişver-i dil oldu harab
 O civanın sitem-i çeşm-i Hülagüsundan''

                                                                  Senih Efendi

(O Hülagü gözlü sevgilinin eziyetinden, gönül ülkesi Bağdat şehri gibi harap oldu.)

Şu manadaki güzelliğe sizi bilmem ama ben doyamadım!
Sevgilinin zulmü karşısında harap olan gönül, yağmalanan Bağdat şehrine benzetilmiş.
Ne kadar içten ve derin!

Ya bu şiire ne dersiniz?

''Tahammül mülkünü yıktın Hülagü Han mısın kafir
 Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir''

                                                                            Nedim

( Tahammül ülkesini yaktın, Hülagü Han mısın kafir? Aman dünyayı yaktın, tutuşturdun, yakıp yandıran ateş misin kafir?)

Hülagu Han kadar merhametsiz misin ki gönlümü harap ettin vefasız sevgili? Allahım nasıl manidar sözler bunlar.

Bağdat, 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmiş. Biliyorsunuz ki Türkler fethettiği şehirleri yağmalamamış, aksine bir hoşgörü ve tevazu timsali olmuşlar. İşte ispatı:

''Feza-yı buk'a-i Bağdat adlinden alıp ruşen
 Mizac-ı pakine ab ü hevası saz-kar olsun''

                                                                    Fuzuli

(Bağdat ülkesinin geniş alanını adaletiyle aydınlattı, temiz yaratılışına (Bağdat'ın) havası ve suyu uygun olsun.) 

Adaletiyle Bağdat'ı aydınlatan Kanuni Sultan Süleyman Han'a selam olsun! 

Bağdat bilim, kültür ve edebiyat sembolü bir şehirdir. 2013 yılında Arap Edebiyatının başkenti, 2015 yılında ise UNESCO tarafından ''edebiyatta yaratıcılığın başkenti'' seçilmiştir. 

Türk Kültür ve Edebiyatına katkı sağlamış nadide şehirlerden biridir. Bakınız:

 ''Yanlış hesap Bağdat'tan döner.'' 

   Bir de şu beyite bakalım:

''Bilmedük nice irişdüğimizi Bağdada
 Asafa olmaz imiş aşıka Bağdad ırak''

                                                        Yahya Bey

(Bağdat'a nasıl ulaştığımızı bilemedik. Ey Asaf, aşığa Bağdat uzak olmazmış.)

Heyhat! Nasıl anlamıyoruz böyle mükemmel dizeleri...

Bağdat kelimesi insana hüzün vermiyor değil... Aşıklara ve edebiyata vatan olmuş bu kadim medeniyetin düştüğü hali görünce... 

Irk, dil, din gibi farkları gözetmeksizin tüm güzel insanlara ve medeniyetlere selam olsun!

Sevgiyle ve şiirle kalın. 






5 yorum:

  1. Ne güzel şiirler Emeğine sağlık çok güzel bir anlatım olmuş ...Bende selamlar sevgiler olsun tüm güzel insanlara .....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Benden de yazımı hemen okuyan ve düşüncelerini esirgemeyen size selam olsun. :) Sevgiler...

      Sil
  2. Eğer cevaplamak isterseniz mimledim sizi

    http://dikkatcekiyorum.blogspot.com.tr/2016/10/en-cok-begendigim-15-kitap-mim.html

    YanıtlaSil
  3. Efendim,

    Çok güzel bir yazı kaleme almışsınız. Tebrik ederim :) Bir şehri en güzel anlatan, şiirlerdir. İnsanını, yaşamını, tarihini... Bağdat... Burada bu dizeleri görmek ne güzel, ne hoş. Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar güzel özetlemişsiniz. Çok haklısınız. Şiirler olmasa çok eksik kalırmış her şey... Çok teşekkür ederim. :)

      Sil