İsrail Lobisi Amerikan Dış Politikası- John Mershemier, Stephen Walt

Blogumda alanım olan ''Uluslararası İlişkiler'' kategorisine de yer vermek istediğimi daha önce söylemiştim. Nihayet başlamak nasip oldu. Vakit buldukça bölümüme dair paylaşımlar yapacağım. İlk olarak okuyup sunuşunu yaptığım bu kitabı anlatmak ve analiz etmek istedim.

''İsrail Lobisi'' Harvard Üniversitesi profesörü John Mearshemier ve Chicago Üniversitesi profesörü Stephen Walt tarafından kaleme alınan, geniş hacimli bir kitap. 2007 tarihinde basılan bu kitap güncelliğini korumasa da özellikle Irak savaşına giden süreçteki bazı hususlara ışık tutacağı kanaatindeyim. Emin Gürses'in önsözüyle yazılmış bu versiyonu, kitabın kısa bir özeti niteliğinde. İsrail ve lobi konusuna ilgi duyuyorsanız kitabın kalın versiyonunu öneririm elbette. 

Önsöz bölümünde çalışmanın bu iki profesör tarafından ne amaçla yapıldığı ele alınmış ve lobinin arkasındaki emperyal faaliyetlere değinilmiş.

Kitabın yazılma amaçları ise kısaca şöyledir:
-ABD'nin İsrail'e verdiği desteği ortaya koymak.
-İsrail'in ABD dış politikasına ne ölçüde etki ettiğini vurgulamak.
-Lobilerin artan rollerini göstermek, İsrail lobisini incelemek, stratejilerini tespit etmek.
-Irak Savaşı'na giden süreçte İsrail lobisini incelemek.
-ABD açısından lobinin önemini anlatmak.

Özet mahiyetinde ele almak istediğim için kitapta temel olarak anlatılan konuları numaralandıracağım.

1) ABD dış politikasının temeli Amerikan ulusal çıkarları olmalıyken, ABD Ortadoğu politikasının merkezinde İsrail'le olan ilişkileri yer aldı. İsrail'e verilen destek Arap ve İslam kamuoyunu yönlendirdi ve bu yüzden ABD'nin güvenliği tehlikeye girdi. Peki ABD başka bir ülkenin çıkarlarını savunmak için neden kendi güvenliğini bir kenara attı? İlk olarak bu soruya cevap arayan çalışmada, İsrail'in hiçbir stratejik gerekçe ile desteklenemeyeceği ve hiçbir gerekçenin bu çarpıcı maddi ve diplomatik desteği açıklamaya yetmeyeceği ifade edilmektedir. Hiçbir lobi ABD dış politikasını bu denli saptırıp, bir yandan da ABD ve İsrail'in çıkarlarının özdeş olduğuna ikna edememiştir. Aslında lobinin varlığı İsrail'e verilen koşulsuz desteğin Amerika'nın milli çıkarlarına uygun olmadığına bir işarettir. Öyle olsaydı, bu desteği sağlamak için özel bir kurum oluşturulmazdı.

2) 1973 Ekim Savaşlarından beri Washington İsrail'e çok büyük maddi yardım sağladı. İsrail 1976'dan beri en fazla yıllık ekonomik ve askeri yardım alan ülkedir. 2003 yılına kadar İsrail'e yapılan yardımlar toplam 140 milyar $ dır. Bu rakam ABD dış yardım bütçesinin 1/5'i dir ve her İsrailli başına 500 $ düşmektedir. Ayrıca ABD'den yardım alan ülkeler bu yardımları 4 taksit halinde alırken, İsrail her mali yılın başı bir seferde almaktadır. Askeri yardım alan ülkeler bu yardımın tamamını ABD savunma sanayisinde kullanmak mecburiyetindelerken İsrail %25'ini kendi savunma sanayisinde kullanabilmekte ve hiçbir şekilde ABD'ye hesap vermemektedir. Bu da İsrail'in ABD'nin istemediği eylemlerde bulunmasına sebep olmaktadır. (Yahudi yerleşim yerleri kurmak gibi.) Bu askeri desteğin yanında çok büyük oranda da diplomatik destek söz konusudur. ABD, sırf İsrail karşıtı olduğu gerekçesiyle BM Genel Kurulu'na ait 32 kararı veto etmiştir. Savaş sonrası barış görüşmelerinde İsrail'i desteklemiş, NATO müttefiklerine bile vermeyi reddettiği istihbaratlara erişim hakkını tanımış, nükleer silahlar edinmesine izin vermiştir. 

3) İsrail stratejik olarak önemli midir yoksa bir yük müdür? 
 ABD'deki en güçlü İsrail lobisi olan AIPAC'ın (Amerika-İsrail Kamu İlişkileri Komitesi) internet sitesinde yayınladığı yazıya göre;
''ABD ve İsrail Ortadoğu'da gittikçe büyüyen stratejik tehditlere karşı koymak için eşi benzeri görülmemiş bir ortaklık kurdular. Bu işbirliği hem ABD'nin hem İsrail'in büyük çıkarlarına hizmet ediyor.''
  Bu görüş İsrail destekleyicilerinin temel görüşüdür. İsrail 2.Dünya Savaşı sürecinde Amerika için önemli bir stratejik değer olmuştur. Amerika için Sovyetler Birliği'nin bölgedeki yayılışını engellemiş, Mısır, Suriye gibi Sovyet yanlısı devletlere yenilgiler yaşatmış, Ürdün Kralı Hüseyin gibi ABD müttefiklerini korumuş, SSCB'ye dair önemli istihbaratlarda bulunmuştur. Bununla beraber soğuk savaşın sona ermesiyle Amerika için bir problem olmaya başlamıştır. Özellikle Körfez Savaşı sırasında ABD İsrail'deki üslerden faydalanabilmek için Tel Aviv'deki Irak karşıtı koalisyonu yıkmak zorunda kalmış, bu amaçla İsrail'e destekte bulunmuştur. (Patriot füze bataryaları) İsrail'in ABD için bir yük olduğu söylemi 11 Eylül ile beraber değişmiş, bu tarihten itibaren yerini her iki devletin de müttefik olduğu ve İslam dünyası kaynaklı terör grupları ve örgütleri tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları söylemlerine bırakmıştır. Terörizm, tek bir düşman değil, çeşitli gruplar tarafından kullanılan bir taktiktir. İsrail'i tehdit eden Hamas, Hizbullah gibi örgütler kendilerine müdahale etmediği sürece ABD için bir tehdit değildir. Fakat ABD'ye verilen destek onu terör örgütlerinin hedefi haline getirmiştir.  Tüm bunlara rağmen İsrail, ABD müttefiklerinin içinde ABD'ye karşı en negatif casusluk operasyonları düzenleyen devlettir. Örneğin; 1980'lerde Jonathan Poland adında bir Amerikalı, İsrail'e Sovyet Yahudileri için gizli evraklar vermiştir.

4) İsrail destekçilerine göre koşulsuz ABD desteği neden gereklidir?
*İsrail zayıf ve etrafı düşmanlarla çevrili bir ülkedir.
*İsrail demokrasiyle yönetilmektedir.
*Yahudi halkı geçmişte çok acı çekmiştir, özel bir muameleyi hak etmektedir.
*İsrail'in davranışları ahlaki açıdan muhaliflerinkinden daha üstündür.

  Bu gibi gerekçelerle İsrail'i desteklemek mümkün değildir. Siyonistler 1947-49 savaşı sırasında donanımlı, güçlü ordulara sahipti. 1956'da Mısır'a, 1967'de Mısır, Ürdün ve Suriye'ye karşı kolay zafer kazandı. Bu zaferler esnasında henüz ABD yardımları mevcut değildi. İsrail, kuruluşunun ilk yıllarında bile yardıma muhtaç bir ülke statüsünde değildi. Günümüzde İsrail, Ortadoğu'daki en büyük askeri güçtür ve bölgede nükleer silahlara sahip tek ülkedir. 
  ABD geçmişte kendi çıkarlarına fayda sağlayacağı düşüncesiyle demokratik yönetimleri devirmiş, diktatörlük rejimlerini desteklemiştir. Bu nedenle İsrail'i destekleme sebebi demokrasi ile ilişkilendirilemez. ABD ayrıca her ırk, dil, dine sahip insanın eşit haklara sahip olduğu, liberal demokratik bir ülkedir. İsrail ise bir Yahudi devleti olup vatandaşlık kan bağına bağlıdır.
  Bir diğer gerekçe olarak gösterilen Holocaust; kötü bir olay olmakla birlikte İsrail'i bir üçüncü tarafa aynı acıları yaşatma hususunda haklı çıkarmamaktadır. Ayrıca Arapların kötü, İsrail'in masum olduğu algısının doğru olmadığı ispatlanabilir. Örneğin; İsrail güvenlik güçleri savaşlar sırasında yüzlerce insanı katletmiş ve onları topraklarından sürmüştür. Birinci intifada sırasında, İsrail Savunma güçleri coplarla Filistinli protestocuların kemiklerini kırmış, bunlardan 23-29.000 arası çocuk olmuştur. Yine savaş karşıtı bir Amerikan vatandaşını buldozerle vahşice öldürmüştür. Dolayısıyla İsrail desteğinin arkasındaki bu gerekçeler etik ve kabul edilebilir değildir.

5) Lobi nedir?
  İsrail Lobisi; ABD dış politikasına İsrail yanlısı bir yön vermek amacıyla aktif bir şekilde çalışan birey ve örgütlerin dağınık koalisyonunu ifade eder. Lobinin ana çekirdeği Amerikan Yahudileridir. Lobi ABD desteği için belli başlı stratejiler yürütmektedir. Gelin bunları inceleyelim:

-Meclisi Etkilemek:  İsrail ABD meclisinde büyük bir nüfuza sahiptir ve neredeyse eleştiriden muaftır. Sağlık, sosyal yardım gibi konularda bile ciddi tartışmaların döndüğü Kongre'de konu İsrail olunca eleştirmenler sessizliğe bürünürler. Ayrıca lobi öyle etkilidir ki bir vekil herhangi bir araştırma yapmak istediğinde ilk olarak lobiyi arar. Ayrıca milletvekilleri konuşma metinlerinin hazırlanması, yasalar üzerinde çalışma, taktiklerle ilgili tavsiyelerde bulunması, araştırma yapması, sponsor bulması için de lobiye başvurur. 

-Yönetimi Etkilemek: Yahudiler, nüfusun çok küçük bir bölümünü oluşturmalarına rağmen her iki partinin de adayına seçim kampanyaları için büyük bağışlarda bulunmaktadır. Washington Post'un değerlendirmesine göre Demokrat Parti Başkan adaylarının seçim için gerekli olan paranın %60'ını elde etmeleri Yahudi destekçilerine bağlıdır. Yine lobi, İsrail karşıtı bir kimsenin göreve gelmesine izin vermemektedir. Örneğin; Jimmy Carter döneminde Dışişleri Bakanı yapılmak istenen George Ball.

-Medyayı Kullanmak: İsrail yanlısı örgütler, medyayı, danışma komitelerini ve akademisyenleri etkilemek için çok sıkı çalışırlar. Amerikan gazetecileri içerisinde İsrail'i eleştirip Filistin yanlısı bir tutum sergileyen gazeteci sayısı bir elin parmaklarını geçmemiştir. Bir CNN yöneticisi bazen bir gün içinde İsrail karşıtı bir haber hakkında şikayette bulunan 6000 e-mail almaktadır.

Akademiyi polis gözetimine almak: Lobinin en çok zorlandığı yer üniversite kampüsleri olmuştur. Bunun için çok ciddi eylemler planlanmıştır. ''The Caravan for Democracy'' adını taşıyan bir karavan İsrail yanlısı konuşmacıları kampüslere getirmiştir. ''Campus Watch'' adında bir internet sitesi kurulmuş, öğrencilerin İsrail'e karşı düşmanca hareketleri ve sözleri ihbar etmeleri istenmiştir. 

Yahudi düşmanı damgası: İsrail'in faaliyetlerini kim eleştirir ya da İsrail yanlısı grupların ABD'nin Ortadoğu politikası üzerinde önemli etkisi olduğunu söylerse Yahudi düşmanı damgası yemesi kaçınılmazdır.

6) İsrail, Lobi ve Irak Savaşı
  ABD'nin 2003 Irak saldırısının arkasındaki nedenlerden biri de İsrail'di. İsrail, ABD yetkililerini Saddam'a karşı askeri bir darbe yapmaları konusunda sıkıştırmış ve lobi büyük oranda etkili olmuştur. Saddam'ın 11 eylül saldırılarına karıştığını ve Afganistan'dan önce Irak'a saldırılması gerektiğini savunmuştur. 
  ABD Başkanı'nın hayali sadece bir rejimi değil, aynı zamanda bir bölgeyi değiştirmek, ABD yanlısı demokratik, kökenleri İsrail'e ve yeni muhafazakarlara dayanan bir bölge kurmaktır. Bu doğrultuda bütün İsrailliler Saddam'ın devrilmesiyle diğer düşmanların da domino etkisiyle düşeceğini hayal ediyorlardı. Hatta Irak sonrası sıradaki hedefi Suriye, İran gibi ülkeler olarak belirlediler. 

SONUÇ
  Eğer lobinin etkisi ABD'nin İsrail'e sağladığı ekonomik destekle sınırlı kalsaydı, bu etki endişe verici olmazdı. Ancak muazzam imkanlar İsrail'in elindedir ve İsrail, ABD'nin Ortadoğu politikasını şekillendirmektedir. Görünürde iki ihtimal vardır:
1) İsrail Filistinlilerden kurtulacak ve tüm yük ABD'de olacak.
2) ABD, Ortadoğu'yu dönüştürmeyi başaramasa da İsrail hala dünyanın süper gücü tarafından korunuyor olacak.
  Lobinin etkisi kırılabilir. Ancak bunun kısa vade de gerçekleşmesi söz konusu değildir. Çünkü lobinin karşısında onun kadar güçlü olan bir başka yapılanma bulunmamaktadır. Lobi daha etkisiz, ABD politikaları daha tutarlı olsaydı İsrail daha iyi bir konumda olabilirdi. Ayrıca tüm bunların dünyada çizmiş olduğu imaj ABD'ye prestij kaybettirmiştir. ABD dışarıda demokrasiyi sağlama çabalarına zıt hareket etmiştir ve diğer devletler nezdinde insan hakları konusunda iki yüzlü davranmıştır. Ancak bir umut vardır. Güçlü devletler hatalı politikalarını sürdürebilirler ama gerçeğe sonsuza dek kayıtsız kalamazlar.

Dilerim Uluslararası İlişkiler öğrencileri için faydalı paylaşımlar yapabilirim. İyi çalışmalar.



Hiç yorum yok