Paylaşmak İstediklerim...


Merhaba 💛

Ne zamandır içimi dökmek babında bloguma yazmadığımı farkettim. Halbuki buraya yazınca çok rahatlıyorum.

Kendimi pek iyi hissetmediğim bir gün. Oysa güzel şeyler yaşadığım bir haftaydı. Tezimi savundum ve yüksek lisans mezuniyetimi resmileştirdim. Artık kendime ve bloguma ayıracak daha çok vaktim var. 

Fakat neden böyleyim? 

Psikolog bir arkadaşımla konuştum geçenlerde. Bana psikiyatri bölümünde staj yaparken tanıdığı zorlu mücadeleler veren insanları anlattı. Ona dedim ki ''Kendime sürekli, laf olsun diye bile olsa ''depresyondayım'' derdim, artık demeyeceğim.''

Her insan gibi sıkıntılarım var. Evet, bazıları gerçekten büyük sıkıntılar ama çok şükür üstesinden gelebilecek bir haldeyim. Bir süredir kırgın ve kızgın olduğum insanları affetmeyi de öğrendim. Gerçekten iyi hissettiriyor.

Fakat neden bazen düştüğüm yerden kalkamayacakmışım gibi hissediyorum?

Bana kıskançlığın tanımını yapabilir misiniz? Hani hep ''Seven insan kıskanır'' derler ya. Öylesi bir kıskançlık.

Şükür ki insanları sahip oldukları nimetlerden dolayı kıskanan ve hasetlenen biri olmadım hiç. Kendimde en sevdiğim hususiyetlerden biri budur. 

Ama hani insan eşini, sevdiğini aşırı sahiplenir, aşırı aidiyet duygusu hisseder ya. Öylesi bir kıskançlığa dair derin düşüncelerim var.

Her köşesinden değerlendirince bunun bir psikolojik rahatsızlık, saplantı, tutarsızlık, takıntı, aldatılma korkusu, güven problemiyle ilişkisi olmadığını görmem de rahatlatıcı. Araştırmalarıma göre aşırı kıskanç insanlar tüm bu belirtilerle birlikte çok daha acayip şeyler yapıyorlar. 😁 Othello sendromu deniyormuş buna. 

Peki böylesi bir durumda veya normalin biraz üstü seviyede olan ve ailevi problemlerle büyümüş kimseler tanıyor musunuz? Acaba anne-baba arasındaki kötü ilişkinin travmatik vakalara neden olduğu, bilinçaltı düzeyinde ele alınabilecek bir mesele olabilir mi?

Çocuğun huzurlu, mutlu ve sevgi dolu bir ailede büyümemesinin kıskançlıktan çok daha beter sorunlara yol açabileceği kanatindeyim. Ayrıca babasının annesine veya annesinin babasına duyduğu sevgiye şahit olmayan çocuklar ilerde kendi ilişkilerinde de problem yaşıyor olabilirler. 

Bunları aşmak mümkün müdür bilmiyorum ama kolay bir süreç gibi görünmüyor.

Öyle işte...

Kendimi yorgun ve üzgün hissediyorum ama biliyorum ki bu hissin geçmesi benim elimde ve yakındır...

Bu arada içimde çok büyük bir yazma arzusu var. Yazmak, yazmak, içimdekileri kusmak ve hepsini yakmak istiyorum. Nedendir bilemedim.

Sevgiler...

















10 yorum:

  1. Arada ki cümleler de kendimi buldum bazen bir iç döküş oluyor insanda... Bugünlerde blokta iç dökenler çok ilk başta ben 😊😁hayatın gayesi Rabbim güzel görenlerden eylesin inşallah canım benim 😊❤ sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Zaman zaman enerjimiz düsebiliyor özellikle de yogun bir dönem sonrasi. Umarim cabucak toparlanirsin 😊

    YanıtlaSil
  3. Zaman zaman yaşanıyor bu duygular. En az hasarla atlatmayı başarmak lazım.
    Yazmak benim için büyük terapi kaynağı. İçinden geliyorsa yaz, yaz daha çok yaz.

    YanıtlaSil
  4. Yetişkinliğimizin birçok özelliği çocuklukta ailemizle olan ilişkilerimizle kesinlikle bağlantılı '' bence ''..Bazen duygularımızın yoğun yaşandığı dönemler oluyor ama eminim ki hiç bir şey çözümsüz değildir yeter ki imkansız olmasın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o bağlantıyı derinden hissedenlerdenim. Her şey güzel olur inşallah. Teşekkürler :)

      Sil
  5. Hava durumu misali her gününüz günlük güneşlik olmayabiliyor. Kimi zaman kara bulutlar çöküyor başımızın üzerine. Orada durup kaldığımız sürece sorun yok. Daima yürürsek, o bulutların arasından sıyrılabilirsek başımızı göğe kaldırdığınızda içinizi ısıtan o güneşi tekrar selamlayabilirsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel söylediniz. Çok şükür ki yürümeyi hiç bırakmıyorum. :)

      Sil