Müslüman Kadının Adı Var-Şerife Katırcı


İki saattir elimde taşıyıp bir çırpıda okuyup bitirdiğim bu kitap 1989 İstanbul basımı. Eski basım kitaplara sahip olmak benim için bir tutkudur. O nedenle babamdan miras kalacak en değerli şeyin evimizin bu eski basım kitaplarla dolu olan kütüphanesi olduğunu düşünürüm hep. Ben de nasip olursa evlatlarıma miras olarak kitaplarımı bırakmak istiyorum. Beni kitap aşkıyla yetiştiren anneme ve babama teşekkür ettikten sonra kitabın yorumuna geçmek istiyorum.

Bu yazıyı kaleme almadan önce kitaba dair yazılanları araştırmak istedim. Fakat çok fazla blog yazısına rastlayamadım. Bu beni üzdü fakat neden bir ilke imza atan olmayayım dedim kendi kendime. Nedense en meşhur, ''bestseller'' olmuş, eğitici olmayan kitapları daha fazla tercih etmeye bayılıyoruz. Tekrar dile getiriyorum ki edebiyatımızın kıymetini öncelikle Türk edebiyatının usta yazarlarını okuyarak anlayabiliriz. Birçok defadır gözümün çarptığı ancak okumanın bugün nasip olduğu bu kitabı tanıtmak benim için oldukça farklı bir duygu. Sebebi ise beni çocukluğumda okuduğum Halit Ertuğrul romanlarına götürmesi. Evet. İşte o hikayelerden biri. Gaflet içinde yaşayan bir genç kızın kendisini İslam'a adayış öyküsü. Bu yolda karşılaştığı güçlükler, çektiği çileler. Ancak bunları hiçbir zaman çile olarak görmeyişi. Ne zaman bu uğurda acı çekse ''Allah birdir.'' diyen Bilal'i, İslam'ın ilk kadın şehidi mertebesine erişmiş Sümeyye'yi ve daha nicelerini düşünmesi.

Bu imanlı kız Dilara'nın hikayesi ne yazık ki bizlere bu ülkede yaşanan zulüm dolu yılları hatırlatıyor. İslam'ın kızlarına yapılan eziyeti. Sırf üzerinde fazladan kumaş taşıdığı için dışlanışını, hor görülmesini. Dilara şanslıydı. Birincilikle bitirdiği tıp fakültesinden bir şekilde aldı diplomasını. Ama onun kadar şanslı olmayan kızlar da vardı. Ve bu okuduklarımız kurgudan ibaret değil, bizzat gerçek hayatta yaşanmış olaylardı. Bugün, bu sıkıntıları çekmediğimiz için şanslıyız ama bir o kadar da acınası durumdayız. Bugün cefa çekmiyoruz ancak o günkü mazlum kardeşlerimiz gibi taşıdığımız bu örtünün hakkını veremiyoruz.

Roman, Duygu Asena'nın ''Kadının Adı Yok'' adlı romanına karşılık olarak yazılmış. Kendisinin kitabını okumadan yorum yapmak istemiyorum fakat cevap niteliğindeki bu kitap dolayısıyla içeriğine dair tahminde bulunabiliyorum. Elbette ki o kitabı da okunacaklar listeme ekleyeceğim. 

Arka Kapak

Kızlar hayranlıkla, ilk defa bir Peygamberin tavsiyelerini dinliyorlardı. O gün çok güzel bir gün geçirdiler. Kevser abla da onlara tatlı sesiyle Kur'an ziyafeti çekti. 
Dilara arkadaşlarını uğurlarken Güler döndü:
-Dilara'cığım, bu gece dans etmedik, içmedik, müzik dinlemedik ama, daha güzel vakit geçirdik; ruhumuz huzurla doldu. Demek ki başka türlü de insan mutlu olabiliyormuş.

Altını Çizdiğim Bazı Cümleler

* Ağlamak, Allah için ağlamak, günahlarına pişman olup göz yaşı dökmek; yağmurun kiri giderdiği gibi, bu göz yaşları da günahları giderir.

* Bak kızım, şu elmaya bak! Bunun kabuğu var. Kainatta hangi canlıya, hangi meyveye, hangi hayvana bakarsan bak, hepsinin üzerinde bir kabuk vardır. Kadının kabuğu da örtüsüdür. Seni her türlü tehlikeden koruyacak tesettüründür.

*Aman Allahım, şu kadının ve binlerce mü'minin Allah'la arasındaki bağı koparmak için her yolu denemişler. Kul ile Allah arasındaki lisanı bile yok etmişler. Ama yine de Allah'ın yardımıyle başaramamışlar. Söylediğini anlamasa da, yıllardır Rabbine teslimiyetle ibadet ediyor. Ne büyüksün Allah'ım... Seni seven kullarını senden ayıramıyorlar.

* Ben hep kendimi şöyle teselli etmişimdir. Allahu Teala:
- Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım dediği Habibi Rasulullah'a, hem öksüzlüğü, hem yetimliği tattırmış. Oğul evlatları yaşamamış, kızlarının, hanımlarının ölümünü görmüş. Ömrünün çoğu yoksullukla geçmiş. Zengin olmuş, servetini yoksullarla paylaşmış, malını İslam yolunda harcamış. Müslüman için bundan güzel teselli, bundan güzel örnek olur mu?

*Avrupa akıl hastalarını, içine şeytan girdi diye diri diri yakarken, İslamın tıp adamları müzikle tedavi etmeye çalışıyorlarmış. Onlar tuvaleti dahi bilmezken; Müslümanlar hamamlar yapmışlar. Neden İbni Sinalar, Biruniler, Harzemiler, Akşemseddinler, Uluğ Beylerle övünülmez de hep Avrupa'nın bilim adamları öğretilir, övülür küçücük yavrularımıza...

* Hep Amerika'yı Kristop Kolomb'un keşfettiği söylenir de, Amerika'ya giderken elindeki haritayı Piri Reis'in çizdiği, yol gösterenin bir Müslüman tayfa olduğu söylenmez. Çünkü o zaman kendimize döneriz. Ve onları taklid etmekten vazgeçeriz.

*Yoksa biz bukalemun muyuz? Neden ilmi öven, emreden en son dinle şereflenmişken, övünülecek bir geçmişimiz varken, kendi kendimize yetecekken, hep batının taklidçisi oluyoruz? İlim insanlığın ortak malıdır. Batılı alimler, daha bu yüzyılda denizlerin karışmadığını keşfederken, KUR'AN bindörtyüz yıl önce bu hakikati haykırıyordu. Güneşin ultraviyole ışınlarının suya geçerek vücuda zarar verdiğini yeni keşfeden bilime karşı, sizin o hor gördüğünüz Peygamber, güneşte ısınan suyu kullanmamayı emrediyordu. Zararlı olduğunu tesbit edebilmek için, bin beş yüz yıl uğraştı bilim adamları. Bu peygamber mi gericiydi?

*Dünya'nın döndüğünü Galile'den 600 yıl önce isbat eden, Newton'dan 700 sene önce dünyanın çapını hesaplayan bir İSLAM alimi Biruni'dir. Ayın ilk haritasını çıkaran, Ali Kuşçu isimli Müslüman alimdir. Matematikte çığır açan Harezmi'dir. Pastör'den 400 yıl önce mikrobu bulan bir Osmanlı alimi Akşemseddin'dir. İlk kanser ameliyatını, cüzzam tedavisini, vebanın bulaşıcı olduğunu bulan hep İslam alimleridir.


Hangi inanca mensup olursa olsun bir insana böylesi acılar yaşatmak hak değil de nedir? Özgürlük, eşitlik, hak, adalet, kanun adı altında bu değerlere en aykırı davranışları sergileyenler bunların savunucuları olmamışlar mı? Hangi kanunda insanları giyim kuşamları sebebiyle kınamak ve toplumdan dışlamak yazar? Osmanlı'dan bu yana hangi anayasamızda böyle bir ibareyle karşılaştınız? Yobaz olarak nitelendirilen bu insanlar bir inancı temsil ettikleri için haklarından mahrum kaldılar. 

Kesinlikle Müslüman kadının adı var! Kadın annedir, kız kardeştir, evlattır, eştir. Kadın her şeydir. Kadın yaradılmışların içerisinde en kıymetlisidir. Birçok vasıfla donatılmıştır. Bu vasıfları korumak ve taçlandırmak onun elindedir. Kadın ve erkek bir puzzle'ın parçaları gibi birbirini tamamlamaktadır. Erkek kadınsız, kadın da erkeksiz zorluk yaşar. 

Yakınlarda, bir otobüs yolculuğunda, kır saçlı, yaşlı bir teyzeye yer vermemle birlikte aramızda tatlı bir sohbet başladı. Yanındaki yerin boşalmasıyla beni oraya davet etti ve yarım saat boyunca muhabbet ettik. Kitaplardan, hayattan, hayallerden, hedeflerden konuştuk. Ona hayalimin alanımda uzmanlaşmak ve akademisyen olmak olduğunu söylediğimde bana ''Zor bir hedef seçmişsin kızım.'' dedi. ''Evet teyzeciğim. Türkiye şartlarında ulaşılması güç bir hedef.'' diyerek söze girmiştim ki söylemek istediğinin bu olmadığını belirtti. Ve şunları söyledi:
  ''Zor bir meslek çünkü evin olacak, yuvan olacak, anne olacaksın. Bir anne için hem işiyle ilgilenmek, hem eviyle, çocuklarıyla ilgilenmek çok çaba gerektiriyor. Ama sen akıllı ve olgun bir kızsın. Eminim çocuklarını ihmal etmeden bunu başarırsın. Sevmek çok önemli kızım. Yeryüzü sevgi ve dua üzerine kurulmuş. Kötü şeyler oluyor ama ben güzel şeylerin olacağına inanıyorum. Allah yolunu açık etsin. Ne muradın varsa versin.''

Kimilerine göre bu modern görünümlü teyzenin yanında ''geri kafalı'' görünüyordum biliyorum ama o benden çok daha hassas fikirlere sahipti ve benden bir farkı yoktu aslında. En önemlisi onun dilinden dökülen dualardı benim için. İşte İslam; birlik beraberliğin, barışın ve sevginin dinidir. Örtünmek; ilimden muaf olmak demek değildir bilakis dinimiz ilim sahibi olmayı emretmektedir. Müslüman bir kadın ilmini taçlandırmalı ve kendine düştüğü şekilde tebliğ etmelidir.


Bu kitapla karşılaştığım için mutluyum. Şayet okursanız yorumlarınızı bekliyorum. Sevgiyle kalın...



2 yorum:

  1. Selamun aleyküm 😊 evvela ellerinize sağlık çok güzel yazmışsınız ☺ bu kitabı annem senelerce anlatıp dururdu. Seneler önce radyo da dinlediğim bir roman onu bana bulun derdi çok etkiledi beni gibisinden. Kaç defa nete yazdım basımı yok satışta yok vs. Çok üzüldüm. Şimdide konusu geçti yine ve annem araştırın bulursunuz dedi. Ve sizin yazıyla karşılaştım ve okudum anneme kitap alintilarini bile hatırladı o derece etkilemiş kitap 😊 bu kitabı nereden bulabilirim acaba yazarsaniz çok sevinirim 😊 şimdiden teşekkürler selametle 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleyküm selam kardeşim :) Annenin bu romanı radyodan dinlediğini öğrenmem beni çok etkiledi... O şekilde bile tesiri altında kalmış bir de altını çize çize okumak var değil mi :) Bu kitap bana annemden kalmış çok eski bir basım. Hakikaten yeni basımı yok fakat www.nadirkitap.com adresinden temin edebilirsiniz. Sahaflarda olmaması kaçınılmaz. Bu site de sahafların kitap satışı yaptığı bir site. İnşallah bulabilirsiniz. Sevgiler. :)

      Sil