Çizgili Pijamalı Çocuk


THE BOY IN THE STRIPED PYJAMAS / ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK



Bugün sizlere önereceğim bu film Naziler ve 
Yahudilerle ilgili olup kesinlikle izlemeniz gereken başyapıtlar arasındadır. Etkileyiciliği Schindler’in Listesi, Pianist gibi filmleri aratmayıp çok farklı bir çerçeveden düşünebileceğiniz bir kapı aralıyor. Çocuklar… Biri Yahudi, biri Alman iki masum çocuğun yürek burkan hikayesi... İkinci Dünya Savaşı'na damgasını vuran Yahudi soykırımını çocukların gözünden anlatıyor.

2008 yılı, ABD ve Almanya yapımı olan film 94 dakika sürmekte. Zaman zaman durağan olsa da özellikle son çeyreği insanın tüylerini fazlasıyla ürpertmeye yetiyor. Sözü çok uzatmadan filmden kesitler sunarak konusunu sizlerle paylaşacağım.

‘’Çocukluk, mantığın karanlık saati gelmeden önce sesler, kokular ve görüntülerle ölçülür.’’
                                                                                     John Betjeman

Bu cümleyle başlıyor film. Film ilerledikçe cümlenin ifade ettiği anlamı daha iyi kavrıyor insan.

Nazi Almanyası’nda, Alman bir subayın oğlu olan 8 yaşındaki Bruno ve Auschitz toplama kampındaki 8 yaşındaki Shmuel’in arkadaşlığını anlatan ve zaman zaman bu kamplardaki insanlık dramına da yer  veren film, aynı adlı kitaptan uyarlanmıştır. 



Beni derinden etkileyen sahnelerden biri şuydu: Bruno, eve derse gelen öğretmeninin Yahudiler'in Alman toplumunu yok edebilecek kadar tehlikeli, kötü, pis insanlar olduğuna dair söylediklerine bir türlü anlam verememekte, ancak bir yandan da tüm bunları sorgulamaktadır. Shmuel'e tellerin arasından bakarken ''Aslında sen ve ben arkadaş sayılmayız. Biz düşmanız.'' demesi ama bakışlarından belli ki buna bir türlü inanamaması...

Ya şu sahneye ne demeli? 
Bir babanın oğluna verdiği cevap:




Hangi ırka mensup olursa olsun hiçbir insan böylesi bir vahşiliği haketmiyor . Bu filmde bir kez daha şahit oluyoruz buna. Çocuk psikolojisi açısından bu drama yer vermek çok yerinde olmuş. İzlenilmeli ve mutlak surette ders alınmalı. Toplumlar ise geçmişlerini kabul etmeli ve geleceklerinde aynı hatalara yer vermemeli. Fakat ne acı ki insanları diri diri yakılmış, hor görülmüş, eziyet edilmiş bir toplum nefret kuşanmaya ve aynı acıları diğer masum insanlara yaşatmaya devam etmekte.

Filme tek eleştirim ise bir Alman ailesi, Alman askerleri ve meşhur bir Yahudi toplama kampının konu edildiği bir yapıtta sadece İngilizce konuşuluyor oluşu. Bu beni oldukça rahatsız etti. Tüm o Almanların ana diliymişçesine İngilizce konuşmasını oldukça tuhaf buldum. 

Son sahneyse kesinlikle unutulmaz.
Bir an evvel izlemenizi ve benimle yorumlarınızı paylaşmanızı bekliyorum.
İyi Seyirler



Not: İlerleyen günlerde sizinle, ziyaret etme fırsatı bulduğum Polonya'nın Krakow şehrindeki Auschitz toplama kampına dair bildiklerimi, kendi çekmiş olduğum fotoğraflarla birlikte paylaşmak istiyorum. Takipte kalın! 



Hiç yorum yok