1984-George Orwell

1984
Tarihe damgasını vurmuş eserlerden biri daha... George Orwell müthiş bir yazar. Üniversite hayatım boyunca kitapçı gezerken, bu kitabı almak için can atardım. Tabi maddi olarak beni zorlardı. :) Gel gelelim geçen yıl Hayvan Çiftliği ile beraber hediye olarak aldım bu kitabı. Hayvan Çiftliğinin ardından hemen bu kitaba sarılmıştım. Ve demiştim ki bu kitap mutlaka yeniden okunacak ! Hatta her sene düzenli olarak okuyabilirim bu kitabı. Öyle çarpıcı ve sürükleyici ki.Her okuduğunda farklı yorumluyor insan. Tekrar okumadan da bu yazıyı kaleme alabilirdim ama sizler için bir kez daha elime almayı uygun gördüm. İyi ki öyle yapmışım. :)

Öncelikle elimdeki kitap Can Yayınlarının 2015 basımı ve Celal Üster'in çevirisi. Bu çeviriyi çok başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Kitabın uzunca bir ön sözü mevcut. Hayvan Çiftliği ve ardından 1984'e dair bazı önemli bilgiler içeriyor. Ön sözü okuduktan sonra kitabı okumak çok daha faydalı olacaktır. Ön sözü okumak, bazı kilit noktaları anlamanız için oldukça önemli.

Orwell, 1984 romanını ''Roman biçiminde bir ütopya'' olarak tanımlamış. Bu tespite katılmamak mümkün değil. Kitap bence edebiyat tarihinin en başarılı distopyası ve gerçekçiliği o kadar fazla ki sayfaları okurken insanın içini bir korku kaplıyor. Bu yönüyle benim distopya listemde birinci sıraya oturdu. O nedenle ikinci okuyuşumda kitabı çok daha yavaş ve her bir cümleyi özenle okudum. Bazen şaşkınlıktan ağzım açık kaldı, bazen öfkelendim, bazen ''neden'' diye sordum, bazen gülümsedim. Tüm duyguların karmakarışık yaşandığı ender romanlardan biri 1984. Kitapta anlatılan toplumun gerçek olabileceğine inanıyor insan. ''Neden bir gün böyle olmasın?'' diyor ve bugünkü dünyanın bir takım gerçekleri bu kitapla beraber gün yüzüne çıkıyor. 

1948 yılında yazılmış bu romanın çevirisinin 1984 yılında yapılmış olması ise çevirmen için heyecan verici olsa gerek. Ben bu seneden önce yaşasaydım bu kitabı okuduktan sonra 1984 senesini korkuyla beklerdim sanıyorum. :) 

Romanda sarsıcı bir şekilde iktidar hırsının nelere kadir olabileceği gerçeğini hissediyorsunuz. Geçmişi, şimdiyi ve geleceği kontrol altına almış bir iktidar, insanların her şeyi bilmesi ama bir robot gibi sürüye uyması, gerçeklerin görmezden gelinmesi, buna mecbur kalınması, evde, sokakta istisnasız her yerde kocaman tele ekranların sizi izlemesi ve propaganda yapması, sözlüklerden birçok kelimenin atılması ve sadece partiye uyan kelimelerin bırakılması buna da ''Yeni söylem'' adı verilmesi, Büyük Birader denen liderin her yerde afişleriyle sizi izlemesi, ''Çift düşün'' işlemiyle bellekten yoksun bir nesil yetiştirilmesi, iki kere ikinin beş ettiği tezinin insanlara inandırılması, insanların sadece çocuk doğurmak amacıyla evlendirilmesi, geçmişe dair hiçbir şeyin kalmaması, sevgi, aşk, mutluluk, heyecan gibi duyguları taşıyan insanların yerini kaskatı insanların alması, insanların buharlaştırılması yani yok edilmesi...

Partinin Sloganı:
SAVAŞ BARIŞTIR.
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR.
CAHİLLİK GÜÇTÜR.

Haydi bu sloganı günümüze yorumlayın. Zor değil öyle değil mi? Aslında kitabı politik anlamda yorumlamak mümkün ancak ben siyasi kitaplarım dışında bu şekilde yorumlar yapmayı tercih etmiyorum. Boşlukları doldurmak size kalmış :)

Kitabın kahramanı Winston ise bu düzenin gerçeğe aykırı olduğunu bilip buna karşı koyanlardan. Gel gör ki sürüye ayak uyduramayan Winston'u elbette hazin olaylar serisi bekliyor. Sizce Winston yakalanacak mı? Sonrasında buharlaştırılacak mı? Neler olacak? 

Bu kitabın içeriği hakkında çok fazla bilgiye yer vermek, siz okuyucularıma büyük haksızlık olur. O nedenle sözlerimi burada noktalıyor ve okuduğunuz takdirde yorumlarınızı bekliyorum.

Keyifli Okumalar


6 yorum:

  1. Orwell gerçekten mükemmel bir distopya oluşturmuş. Bu kadar da olmaz ki denebilecek hiç bir açık bırakmamış neredeyse. Ben hem kitabı okudum hem de filmini izledim. Ancak film kitabın çok gerisinde kalmış.

    Bu yorumu okuyan bog okuyucuların, henüz okumamışlarsa mutlaka kitabı okusunlar. Bir okurun mutlaka okuması gereken kitaplardan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğum kitapların filmlerini izlemeyi severim ancak filmini izlemeyi tercih etmeyeceğim iki kitaptan biri 1984. Kitap öyle çarpıcı ilerliyor ki hayalimdeki Winston'a, Julia'ya, O-Brien'e hatta Büyük Birader'e bile haksızlık etmek istemiyorum. Filmin geride kaldığını düşündüğünüze göre bu düşüncemde haksız değilim.

      Size katılıyorum. 1984 müthiş bir başucu kitabı. Okumak için geç kalınmamalı.

      Sil
  2. bu yazarın diğer kitapları da mutlaka okunmalı. Bu arada blog keşif etkinliğinden geliyorum sizi takipteyim bloğuma da beklerim sevgiler :) http://efsaninguncesi.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Sizi ve blogunuzu tanıdığım için mutlu oldum. :) Yazarla ilgili düşüncenize de katılıyorum.

      Sil
  3. Distopyaydı gerçek oldu.

    Bu kitabı bugünlerde okuyanlar Orwell'in zaman makinesi ile gelecekten notlar alarak bu kitabı yazdığını düşünecekler. Kitapta inanılmaz deyip de bugün tanıdık gelen o kadar çok şey var ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size katılıyorum. Düşünmesi bile tüylerimi ürpertiyor. Bazı noktalar var ki çok çarpıcı. Öngörü mü yoksa bir yaratıcılık mı bilemiyorum ama bu kadar olur diyorum!

      Sil