İki Şehrin Hikayesi-Charles Dickens


Sevgili Okuyucularım;

Çok efsane bir romanı daha size tanıtmanın mutluluğunu yaşıyorum.
İki Şehrin Hikayesi...
1775 yılından Fransız İhtilali ve sonrasına uzanan acıklı bir roman bu. Yazar da bu romanını ''yazdığım en iyi hikaye'' olarak tanımlamış. Muhteşem bir tarihi roman, muhteşem bir kurgu.
O yılların Paris ve Londra'sı arasında gelişen bir olay kurgusu.
Fransız Devrimi ve beraberindeki terör dönemini bir grup insanın hayat hikayeleriyle aktarmış yazar.

Kitabı 1 haftayı aşkın bir süredir okuyorum. Hem bayram sebebiyle hem de sindire sindire okumak istediğim için böyle oldu. Yoksa kitapları bir çırpıda okumayı seven biriyim. Bu hikayenin bir an önce bitmesini istememe rağmen yavaş okumaktan kendimi alamadım.

Öncelikle romanın hayran kaldığım ilk cümlelerini sizinle paylaşmak istiyorum.

''Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; akıl çağıydı; ışık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, umut baharıydı, üzüntü kışıydı; önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu; hepimiz dosdoğru cennete gidecektik, hepimiz dosdoğru öbür yana gidecektik... Kısacası, devir şimdikine öylesine benziyordu ki, en gürültücü yetkililerinden kimisi onun iyi, ya da kötü olma derecesinin ancak ''en iyi'', ya da ''en kötü'' olarak kabul edilebileceğinde ayak dirediler.''

Konu:
Dr. Manette Paris'de, Bastille hapishanesinde 18 yıl hapis yatmıştır. Ruh sağlığının bozulması gerekçesiyle Defarge isimli bir meyhanecinin tavan arasında kalmaktadır. Londradaki ünlü Tellson bankası çalışanlarından Mr. Lorry önceden doktor ile iş yapmıştır. Onu Londra'ya getirmek üzere babasının yaşadığından yeni haberdar olan kızı ile Paris'e yola çıkar. Kızı Lucie, babasına kavuşmuştur ve beraber Londra'ya dönerler. Dönmeden önce Charles Darnay adında casuslukla yargılanan bir Fransızca öğretmenini yargılanmaktan kurtarırlar. Onu beş sene önce Fransa'dan İngiltere'ye giden bir vapurda gördüklerini söylerler. Sydney Carton çok başarılı bir avukattır ve Charlie'nin avukatlığını yapmıştır. Aynı zamanda sanığa çok benzemektedir. Böylece Darnay kurtulmuştur. Bu iki adam Lucie'ye aşık olmuşlardır. 

Lucie hangisini seçecektir? 
Bundan sonra hayatları nasıl olacaktır?
 Doktorun ruhsal durumu düzelecek midir?
Fransız Devrimi ile beraber neler yaşanacaktır?

Şunu ifade etmeliyim ki Charles Dickens tam bir betimleme ustası. Dehşetin, korkunun, acımasızlığın resmini öylesine yansıtmış ki yarattığı karakterlere, zihinlerine, dünyalarına hayran kaldım. Fransız İhtilali döneminin olaylarına harikulade ışık tuttuğunu söylemek yerinde olacaktır. 

Romanda çok önemsemediğim hatta sevmediğim ''o'' karakterin romanın sonuna damga vurması ve şaşkınlık içerisinde kalmam romanın özeti sanırım. Sanki tüm roman onun için yazılmış da yeni farketmişim gibi bir his uyandırdı bende.

478 sayfalık bu roman tarihi roman severler için biçilmiş bir kaftan. Dilerim okursunuz ve kıymetli yorumlarınızı benimle paylaşmayı unutmazsınız. 

Keyifli Okumalar...

8 yorum:

  1. Kütüphanemde olmasına rağmen bu güne kadar niye okumamışım ki. En kısa zaman da okumalıyım sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu okumayı heyecanla bekleyeceğim. :)

      Sil
  2. Okumuştum ve çok etkilenmiştim. Roman bittikten 5 dakika sonra yeni yeni şeyler anlamaya başladım. Aslında sevmediğim bir tür ama nedense okudum; ve çok sevdim. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişilerin hayatına odaklandığı için hiç sıkıcı bir tarih kitabı değil. :) Değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum. :)

      Sil
  3. blog keşif etkinliğinden geliyorum ve bende beklerim.. sevgiler....
    http://soslubadem.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Çok mutlu oldum. :) Blogunuz mükemmel. Keyifle takip edeceğim.

      Sil
  4. Yillar önce okudum kütüphanede bulsam yine alir okurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle defalarca okunası bir kitap :)

      Sil