Hush! Girls Don't Scream


Türkçe: Şşş! Kızlar Bağırmaz

İnanılmaz ötesi bir filmin tanıtımı ile karşınızdayım. Film önerisi yapmayalı çok oldu. Aslında önermek istediğim çok film var ancak izledikten hemen sonra sizlerle paylaşmayı daha çok seviyorum. Yazdığım süre  boyunca etkisi devam ediyor ve filmi daha güzel açıkladığımı düşünüyorum. Bugün neyse ki izler izlemez sizinle paylaşmaya vakit bulabildim.

Hush! Girls don't scream 2013 İran yapımı bir film. Klasikleşmiş Hollywood filmlerinden daha çok farklı ülkelerin yapımı olan filmleri izlemeyi seviyorum. Ve elbette yapımı ne olursa olsun hayatıma ufacık da olsa farklı bir bakış açısı kazandırabilecek filmleri... İşte bu film de onlardan biri! Çok ağır bir dram! Benim gibi duygusal olanlara ve dram sevenlere gelsin. Mendilleri hazırlayın. Gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız.


Film, başta İran toplumu olmak üzere Müslüman toplumların kanayan yaralarından birine parmak basmış. Taciz/tecavüz edilen kız çocukları ve ''Aman filanca ne der?!'' kafasını yaşayan cahil aileler! Ailelerinin korkusundan bir türlü konuşamayan, konuşmak istese bile dinlenmeyen ve bir ömür kendinden nefret ederek büyüyen çocuklar! Olay hiç saptırılmadan, oldukça gerçekçi anlatılmış. Başrol oyuncusunun ve avukatın oyunculuğuna hayran kaldım. Her ikisi de duyguyu karşı tarafa geçirmekte oldukça ustaydı.

Konusu:
Shirin, birkaç saat içerisinde evlenmek üzere olan bir kızdır. Fotoğraf çekimi sırasında bir aksilik olmuş ve fotoğrafçının binasına geri dönmek zorunda kalmıştır. Nişanlısı ve fotoğrafçı onu dışarıda beklemektedir. Shirin onların karşısına üstü başı kanlar içerisinde çıkar. Birkaç saat sonra evlenecek olan bu kız binadaki kapıcıyı öldürmüştür. Adamı tanımadığı ortadadır ama Shirin bir türlü konuşmamaktadır. Eğer konuşmazsa kısas cezası alacaktır. Ailesi onunla konuşacağını düşündüğü bir avukat tutar. Bu avukat ona ailesinin onu kurtarmak için akıl hastası olduğunu ya da intihar ettiğini bile söyleyebileceğini söyler. Dakikalarca susan Shirin sadece ''Ben deli değilim.'' der. Bir yanda onu çok seven nişanlısı Shirin'in iki kez nişanlandığını, akıl hastanesinde yattığını ve intihar ettiğini öğrenir. Ona karşı çok öfkelidir ancak avukatın sözlerine dayanamaz ve Shirin'in konuşması için karakola gider... Ağzından bir bir dökülmeye başlar tüm sustuğu kelimeler... Acaba neler anlatacaktır? Suçlu mudur? Değil ise gerçek suçlu kimdir?

İşte filmden çok çarpıcı bir kesit:


Gözyaşlarımı tutamayarak izlediğim ve beni çok etkileyen filmlerden biri oldu. Ne yazık ki bitmek tükenmek bilmeyen konulardan biri bu... Namus kirlenmesin, ailemize leke sürülmesin diye nice masumlar heba oluyor. Neden susuyoruz? Neden ağzımız var dilimiz yok bizim? Neden bu iğrençliğe boyun eğip bunu yapan rezilleri haklı çıkarıyoruz? Fiziksel istismarı kabul ederek ruhsal istismarın en büyüğünü biz yapmıyor muyuz? Ne ağır bir travma! Sözüm hala bu cahilliği kıramamış Müslüman toplumlara... İslam medeniyeti sandığınız ve kurguladığınız gibi bir medeniyet değil. 

  Sözlerimi filmin en mükemmel repliğiyle bitirmek istiyorum:

"Ben hiç birşeyi savunmak istemiyorum.Neyi savunayım yürüyen bir cesedi mi? Ben öldüm, 8 yaşındayken öldüm.Ama hiç kimse katilimi aramadı."

Filme Puanım: 5/5

4 yorum:

  1. Kesinlikle izlenilesi bir film. Hatta bu akşam ben de izleyeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu bekliyorum Medine hanım :)

      Sil
  2. Çok üzücü. Ne yazik ki gelismek degil geriye giden toplumlar hala var.

    YanıtlaSil