Yeraltından Notlar-Dostoyevski

Dostoyevski okumayı çok severim. Sevmeyen var mıdır acaba? ''Her eseri okunulacak yazarlar'' listemde ön sıralardadır. Genelde sıradaki kitabımı belirlerken kütüphanemde ilk gözüme çarpanı elime alırım. Bu sefer şanslı eserim ''Yeraltından Notlar''dı.

Kitapta kahramanımızla beraber adeta Dostoyevski'nin karamsar iç dünyası ortaya çıkmış gibiydi. Acı, zevk, çelişki ve kahramanımıza bu duyguların her  birinden daha fazla hakim olan nefret! Sanki kahramanı değil, yazarın dünyaya bakış açısını okuyordum. 

Sürekli kendisiyle konuşan, kendisine ve etrafa olan öfkesini kusan, ruh hastası bir insanın konuşmalarından oluşan kitap 'Yeraltı' ve 'Notlar' olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. 40'lı yaşlarda yer altında inzivaya çekilmiş, sorunlu bir adam acaba neler anlatabilir? Merak uyandırıcı değil mi?

 İlk bölümde hayata dair birçok şeyi irdeleyip fikirlerini anlatan kahramanımız, ikinci bölümde yaşadığı olaylardan ve hayatında izi olan insanlardan bahsediyor.  Ve bu ikinci bölümde ilk bölümde sözünü ettiği tahammül edilemez özelliklerinin onu nasıl bir hayata sürüklediğini anlatıyor. 

Bir Oğuz Atay klasiği tadı aldım ben bu kitaptan. Okuması ve anlaşılması çok zor olmasa da özümseyerek okumaya çalışmakta fayda var. 'Notlar' başlıklı ikinci bölüm daha akıcı olsa da ilk bölümde çok ilginç tespitler var. ''Vay be! Bu kaçık adam mı bunları söylüyor?'' dedirtecek cinsten! 

Bazı yazarlar var ki çok fazla kelam etmenize izin vermez. Utanırsınız zira. Dostoyevski de benim için bu yazarlardan bir tanesi. O nedenle kısa bir öneri ve kitaptan kesitlerle sözlerime son veriyorum.

Altını Çizdiğim Cümleler:

* Aman Tanrım, ya doğa kanunları ve iki kere ikinin dört etmesi hoşuma gitmiyorsa? Bana ne, doğa kanunlarından, matematikten... Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem.

* Bütün akıllı insanların kaderinde, geveze olması, yani başka bir deyimle, havanda su dövmesi yazılıdır.

* Mantığın ne kadar önemli bir özellik olduğunu biliyorum, ama insanın düşünme ihtiyacını gidermekten başka işe yaramaz; fakat istek, hayatın tüm anlamıdır, üstelik en küçük bir hareketten en yüce mantığa kadar. 

* İnsan, gelip geçici hevesleri olan, tutarsız bir varlıktır ve tıpkı satranç oyuncuları gibi hedefe ulaşmayı değil de hedefe giden yolları daha çok sever.

*Dizginleri isteklerin eline verilmiş hayat, çılgınca yaşanan bir hayattır; ama öyle bile olsa yine de hayattır, karekökü almak değil.

* İnsan ruhunu kasıp kavuran bir duygunun-küçük düşürülmenin- gene aynı ruhu yücelteceğini kim yadsıyabilir?

* ''Tembellik, bütün kusurların anasıdır.''

* Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız.

Keyifli Okumalar

6 yorum:

  1. Of be kitaptan kesitler çok hoşuma gitti, hepsini bir deftere yazdım. Bu aralar kitapla hatta insanlarla hiç aram yok. Hani insanın birşey yapmak istemediği boş bir evre vardır ya hah işte ben orada cirit atıyorum. Bu kitap bende de var ve gözüme çarpmaktan kendisi yorulmuş bir halde. Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimizin zaman zaman böyle anları olur. Farkındalık ise en önemlisi. Ne mutlu ki farkındasın. :) Dilerim bu kitabı yerinden alır ve hayatına bir güzellik daha katarsın. Sevgiler.

      Sil
  2. * Bütün akıllı insanların kaderinde, geveze olması, yani başka bir deyimle, havanda su dövmesi yazılıdır.

    Bu cümlenin manasını tv izlerken hep düşünüyorum. Özellikle şu tartışma programlarında. Ne konuşuyor bunlar 2 saattir yahu demeden edemiyorum.

    * İnsan, gelip geçici hevesleri olan, tutarsız bir varlıktır ve tıpkı satranç oyuncuları gibi hedefe ulaşmayı değil de hedefe giden yolları daha çok sever.

    Bu cümle de insanın ahireti için çok önemli. Doğru yol belli, yapılacaklar belli. Fakat insan illaki yan yollara sapıp oyalanacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar manidar bir yorum olmuş. Özellikle ikinci cümle için düşündükleriniz beni çok etkiledi. O kadar yerinde bir benzetme oldu ki... Doğruyu bilip yanlışa sarılmak. İnsanoğlunun en büyük gafletleri arasında. Dilerim eninde sonunda doğru yola girer herkes...

      Sil
  3. Dünya klasikleri vazgeçemediklerim. Hele de rus yazarlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi bir yana Rus edebiyatı bir başka :)

      Sil