Günübirlik Safranbolu Gezim

Merhaba,

Ne zamandır 'Seyyah' kategorisine yazı eklemiyordum. Birikmiş, çok güzel gezi yazılarım olsa da sıcağı sıcağına yazmayınca hevesim kaçıyor galiba. Yine de yazmaya devam edeceğim. :) 

Safranbolu Karabük ilimizin küçük ve şirin bir ilçesi. Ulaşım oldukça kolay. Karabük merkezden minibüslerle 15-20 dakika içinde ya da Safranbolu otobüs terminalinde inerek ulaşabilirsiniz. Biz Karabük merkezi de görmek istediğimiz için merkezden ulaşımı tercih ettik. Safranbolu'ya doğru giderken dikkatimi çeken Karabük Üniversitesi'nin doğanın güzelliklerini arkasına alan yerleşkesi oldu. 

İlçenin modern görünümlü sokaklarından birinde inip aç karnımızı ''Hacıbaba Dürümce'' adlı, meşhur restoranlarından birinde doyurduk. ''Safranbolu bükmesi'' olarak bilinen ıspanaklı soğanlı pide tarzında bir yemek tercih ettim ve oldukça lezzetliydi. Hoş bir mekandı. 
Hacıbaba Dürümce
Ardından tarihi Safranbolu evlerinin olduğu yere doğru yürümeye başladık. 10-15 dakika sonra şöyle bir manzara karşıladı bizi. 


Aşağıda doğru yürüdüğümüzde yayının ilk fotoğrafı olan '1994 Unesco World Heritage City' yazısıyla karşılaştık. 1994 yılında Dünya Miras Listesi'ne alınan ilçe kesinlikle bunu hakediyor. Çoğu kişinin tercih etmediği ara sokaklardan kalabalığa doğru çıkmaya karar verdik. Bazıları yıkık dökük olan eski evler ve evlerin tarih kokan kapı tokmakları beni etkilemeyi başardı. Evlerdeki ve kapılardaki birçok detayın Bizans döneminden Osmanlı'ya kadar birçok dönemden esinlenildiği bilgisini edindim. 



Yürüye yürüye Safranbolu'nın tepesine varmışız. Tam aşağıya inecektik ki orada bir müze olduğunu farkettik. 1904-1906 yılları arasında kale olarak adlandırılan tepeye Hükümet Konağı inşa edilmiş ancak 1976 yılında çıkan bir yangın sonucu kullanılmaz hale gelmiş. 2006 yılında ise burası ''Kent Tarihi Müzesi'' olarak halkın ziyaretine sunulmuş. İşte müzeden fotoğraflar...

Kaymakam Odası


Eski teknolojik aletler





Eski paralar
Müze çıkışında karşılaştığımız manzarayı görmek ister misiniz? Ben doyamadım...


Sıradaki duraklarımız tabii ki Safranbolu'nun çarşısı ve sokaklarıydı. İnanılmaz tatlı bir kafede bölgenin meşhur 'bağlar gazozu''nu ve safranlı lokumunu tatmak çok güzeldi. 

Boncuk Kafe

Kafenin tepesi :)



Sıradaki durağımız Saklı Cennet... Çok huzurlu, yemyeşil bir yerdi... Daha girişinde bayrağımızın nazlı nazlı süzüldüğünü görmek gurur vericiydi. Seviyorum bu cennet vatanı... Burada daracık yollardan ilerleyerek eşsiz güzelliklere şahit oluyorsunuz. Ancak geçtiğim her yerde ve suların üstünde çöp görmekten bıktım ve o kadar üzüldüm ki! Ne zaman kıymetini bileceğiz bu güzelliklerin?!


Gezmek istediğimiz iki yer daha vardı. Biri camiye çevrilen kilise diğeri ise Cam Teras'tı. Ancak Ankara'ya otobüs bulamadığımız için gezimizi burada sonlandırmak zorunda kaldık. Cam Teras'ta inanılmaz bir Safranbolu manzarası varmış. Yolunuz düşerse aklınızda bulunsun. :) Tavsiyem dönüş biletinizi de önceden ayarlamanız. Ayrıca kalmak isteyenler için bazı tarihi evler butik otellere çevrilmiş. 

Benim gibi gezmeye aşık kimseler için aydınlatıcı bir yazı olmuştur umarım. Sevgiler... 

8 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş ben gitmedim Safranbolu'ya ama gitmek istiyorum ve yazınızdan sonra daha da pekişti bu isteğim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah gitme fırsatın olur. Çok tatlı bir yer. :) Sevgiler.

      Sil
  2. Safranbolu merak ettiğim yerlerin başında geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah gezme fırsatınız olur. Ben çok beğendim. :)

      Sil
  3. Henüz görmedim. bu güzel yazıdan sonra ilk fırsatta gideceğim İnşaAllah. yazı için çok tşk ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah gidebilirsiniz. Ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. Biz de iki sene önce gitmiştik; ama sürekli söylenen, hayattan zevk almayı bilmeyen babam ve amcalarım sebebiyle hızlı bir tur atıp, buraların hiçbirini göremeden geldik. Tekrar gitmeyi çok istedim şimdi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah bir gün kendiniz gider, doya doya gezersiniz. :) Sevgiler.

      Sil