Sonsuza Kadar-Susanna Tamaro


Yine bana kısacık gelen ama tadı insanın damağında kalan bir roman okudum. Susanna Tamaro ''Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'' romanıyla tanınır daha çok. Ancak ben sevdiğim yazarları el değmemiş kitaplarıyla tanımaya ve yorumlamaya bayılırım. Keşfedilmemiş hazineleri andırıyor bana bu kitaplar. ''Sonsuza Kadar'' da bunlardan  biri. İnsanı içine çeken,sade ve yalın bir anlatıma sahip. Ve oldukça akıcı.

Roman Matteo'nun dilinden anlatılıyor.
Çocukluğu, hayatı sorgulaması, din ve Tanrı konusundaki kararsızlıkları, çelişkili bulması...
Kör ama hayatı yüreğiyle gören bir baba, tutucu bir anne...
Onda iz bırakan bir dede ve dedesinin doğal yaşamı...
Aşık olduğu ve evlendiği kadın: Nora...
Ve ardından Davide ve henüz annesinin karnında büyüttüğü çocukları...

Tüm bu kişiler ve olgular Matteo'yu çok farklı bir hayata sürüklüyor.
Bir gün o çok sevdiği Nora'yı ve çocuklarını bir trafik kazasında kaybediyor.
Herkes bunun bir intihar olduğunu söylüyor, o ise buna inanmak istemiyor.
Ömrü bunu sorgulamakla geçiyor.
Çok başarılı bir doktorken kendisine uçsuz bucaksız bir kuyu kazıyor ve
düşüyor, düşüyor, düşüyor...
Bazı anlar, olaylar, insanlar onu oradan çıkarmak istiyor.
Matteo buna izin vermiyor.

Ömrünü ıpıssız bir dağ evinde doğayla iç içe geçirmeye başlıyor.
Ve o doğanın içinde hayatın anlamını buluyor Matteo.
Geç de olsa yaşadığı her şeyi anlamlandırıyor.


Bir insanın çöküşünü ve yeniden kendini bulmasını anlatan o kadar etkili bir roman ki...
Zaman zaman akan gözyaşlarına engel olamıyor insan.
Matteo'nun dilinden Nora'ya hitap ediyor roman.
Aşkın, sevginin güzelliğine bir kez daha şahit oluyorsunuz.
Matteo hiçbir zaman Nora'dan başkasını sevemiyor.
Ve Nora'yı en güzel hisleriyle yaşatıyor.
Ne mutlu sana Matteo.
Çok düştün ama sevginden hiç eksiltmedin.
O yokken de onu sevebildin.
Kaybettiğinde kıymet biliyor insan.
Daha başka ne söylenebilir ki?

Okuyunuz efendim.
.
Altını Çizdiğim Cümleler:

* İlk zamanlar bu sürekli tanım bulma çabasını kabullenemiyordum. Seni sınıflandıracak bir sıfat yoksa sen de yoksun, anlamına geliyordu. Sonra alıştım, sınıflandırma yapmanın insanoğlunun doğasının bir parçası olduğunu anladım.

* Yaşlanınca bazı sözcüklerin ne denli ağır olduğunu, yüzeysellikten, bencillikten, acelecilikten elde edemediğimiz şeylerin yüreğimize nasıl ağırlık yaptığını hissediyoruz ama zaman uçup gitmiş oluyor ve bir daha asla geri gelmiyor.

* Herkes kendi içindeki çürümüşlüğe göre akıl yürütür.

* Bizi kurtarmak için atılmış bir ipmiş misali ''eğer''lere tutunarak tırmanınca, insan her ''eğer''den sonra daima bir başkasının, sonra bir başkasının daha geldiğini fark eder ve nihayetinde perişan biçimde düşmeden önce teslim olmak zorunda kalır.

* ''Dışarıda var olan,'' diye yanıtladım onu, ''içimizde var olanın aynasından başka bir şey değildir. İçimize çöplük muamelesi yaparken, çevremizdeki dünyanın mucizevi bir şekilde bahçeye dönüşmesini bekleyemeyiz.''

Arka Kapak


Kırılganlığımız güce, kader bilgeliğe, trajediler aşka, zifiri karanlık içsel aydınlığa dönüşebilir.

“Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun. Ben seni bekliyordum, sen bana yetişiyordun, ben sana ulaşıyordum, sen beni bekliyordun. Sonsuza kadar böyle gideceğimizi sanıyorduk. Oysa ben şimdi ormanda yürüyorum ve ayak izlerimden başka iz yok. Kimse yürümüyor yanımda, kimse izlemiyor beni, ya da önümden gitmiyor...”

Matteo ve Nora... biri ateştir diğeri su, biri akıldır diğeri yürek, biri sürekli harekettir diğeriyse durgunluk ve huzur; biri düşüncedir diğeri sezgi, biri zamandır diğeriyse sonsuzluk... 

Ancak bir gün bu mükemmel uyum dünyanın trajik yasaları karşısında dağılır gider... Matteo bir anda içinde dipsiz bir boşlukla tek başına kalır. Ama yollar onu asla bırakmaz ve hiçbir şekilde tahmin edemeyeceği bir geleceğe taşır. 

Zamanla doğa yasalarının gizemini keşfeden Matteo, insanların kendilerini bulmak, hayatı tanımak için ziyaret ettiği bir tür keşiş olup çıkar. Hayatın ve aşkın gizeminin, Nora’nın ardında bıraktığı bu büyük soru işaretinde yattığını, Matteo bir gün anlayacaktır... 
Sonsuza Kadar kimi zaman yok eden, kimi zaman da arındıran içimizdeki ateşi anlatıyor...



Hiç yorum yok