Bu Ülke-Cemil Meriç


Merhaba Sevgili Takipçilerim,

O kadar yoğunum ki blogdan uzak kalmak beni çok üzüyor. Ödevler, makaleler, sunumlar derken kitap okumaya çok az vakit ayırabiliyorum. Ama her gün mutlaka okuyorum. En azından metroda, otobüste... Yaklaşık 1 haftadır ''Bu Ülke''yi okuyorum. Hem vaktimin az olması hem de kitabın özümseyerek okunmasının gerekliliğinden yorumumu anca yazabildim. Vaktim gerçekten çok az a dostlar! :( 

Kimdir Cemil Meriç?

Her Türk ferdinin mutlaka eserlerinden faydalanması gereken bir mütefekkir. Türk Edebiyatına güzide eserleriyle katkı sağlamış, kültür, ilim, irfan timsali bir fikir işçisi. 38 yaşında görme yetisini tamamen kaybeden Cemil Meriç bence en güzel eserlerini bu elim hadiseden sonra vermiş. 

Cemil Meriç deyince sabır ve hüzün gelir aklıma, ilime olan aşkı, tefekkürü ve inancı gelir. Kendisine hayran olmamak mümkün değil! Kitap Meriç'in otobiyografisi ile başlıyor, ardından hayatının kronolojisine yer verilmiş. Bu kısımları atlamadan okuyunuz. Etkileyici bir hayat macerasına şahit olacaksınız... Bilgisinin büyüklüğüne, düşünme kabiliyetine, zekasına özenerek çevirdim sayfaları. Ayrıca kendimizi eleştirmeyi bir türlü beceremediğimiz bu dünyada özeleştirinin ne kadar önemli ve insanı geliştiren bir şey olduğunu Meriç ispat etmiş yazılarında.

Neler anlatmış bize?

Çok şey! Farkına varmadığımız, varamadığımız birçok şey. Birkaç misali paylaşayım sizlerle.

''İnsanı cemiyet yaratır. Hangi cemiyet? İnsan cemiyetle tam bir uyum halinde olduğu zaman tarihi yoktur; doğar, yaşar, ölür. Tarihi yaratan, fertle kalabalık arasındaki anlaşmazlık... Fert cemiyetle kaynaştığı zaman tarih yoktur... Her büyük adam, kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır. Zira o, yarınki veya dünkü veya ötelerdeki bir cemiyetin çocuğu, kendi cemiyetinin değil... Kaderimizi çizen cemiyet; fakat ona ırzımızı teslim ettiğimiz anda erimişizdir, denizdeki herhangi bir  dalgayız.''

''Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı. Bir kanat darbesiyle Olemp, bir kanat darbesiyle Himalaya. Ayrı bir dil konuşuyordum çağdaşlarımla. Gurbetteydim. Benim vatanım Don Kişot'un İspanyası'ydı, Emma Bovari'nin yaşadığı şehir. Sonra Balzac çıktı karşıma, Balzac'ta bütün bir asrı yaşadım, zaman zaman Votren oldum, Rastinyak oldum. Dört bin kahramanda dört bin kere yaşamak.''

''Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hayata mahkum etmek değil midir?''

''Avrupa'yı tanımamak gaflet, Avrupa'yı tanıyan ülkesinden kopuyor. Bu lanet çemberinden nasıl kurtulacağız?''

''Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.''

''Nezleye yakalanır gibi ideolojilere yakalanıyoruz, ideolojilere ve kelimelere.''

Kısa bir yazısını paylaşmak istiyorum.

Gerici Kim?
     
''Canavarlarla dolu bir ormandayız. Yolumuzu hayaletler kesiyor. Tanımadığımız bir dünya bu. İthal malı mefhumların kaypak ve karanlık dünyası. Gerçek, kelimelerin arkasında kayboluyor.
    
Ne güzel tarif: ''Gerici, bir toplumun gelişmesini sağlayacak hiçbir yeniliği istemeyen, her yönüyle eskiyi özleyen ve eski düzeni getirmeğe çalışan (kimse)'' (Meydan-Larousse.) Tarifin tek kusuru bu ucubenin hangi çağda, hangi ülkede yaşadığını söylememesi.

 Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

4. Murat'a, Süleyman devrine dön! diye haykıran Koçi Bey'den Reşit Paşa'ya kadar Osmanlı Devleti'nin bütün ıslahatçıları gerici. Dante, yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezeli hakikatin ışığında yazar: kilise ve krallık. Dostoyevski maziye aşık. Dante gerici, Balzac gerisi, Dostoyevski gerici!

Gerici, ilerici... Düşünce hürriyeti, bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.''


Cemil Meriç'i okumak, hakiki Türkçe ile yazmış olduğu yazıları anlamak, anlayabilmek, anlatabilmek dileğiyle...












2 yorum:

  1. "Eline geçen her kitabı okuyanın okur değil, kitap sevici yani kitap değiştirmekten zevk alan kişi olduğu" tespiti vardı bu kitapta, beni benden almıştı. Takipçilerine bende tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. O kısmı hatırlatmanız çok iyi oldu. Bazı insanların kitaplara aç olduğu ama bu açlığın kitaptan kitaba atlamak şeklinde bir açlık olduğu vurgusu günümüzü düşünecek olursak çok yerindeydi. O şahıslardan olmamamızı diliyorum. O nedenle hiçbir zaman şu kadar ayda şu kadar kitap okuyacağım gibi hedefler koymuyorum. Kitaplar arasında farklar var. Kimi bir çırpıda biter, anlaşılır. Kimisi derin bir düşünme sürecini getirir beraberinde. İşte Cemil Meriç de bu düşündürücü yazarlardan. Bu konuya değinmeniz beni memnun etti. Tavsiyeniz için teşekkür ederim. :)

      Sil