Beyaz Zambaklar Ülkesinde-Grigoriy Petrov


Selamlar

Beyaz Zambaklar Ülkesinde ilgiyle okuduğum ve şiddetle önerebileceğim kitaplar listesinde yerini aldı. Bu kitabın özellikle her Türk insanı tarafından okunması gerektiği kanaatindeyim.

Finlandiyalıların yoksul ve sefil bir ülkeden nasıl gelişmiş bir ülkeye dönüştüğünün hikayesidir bu. Uzun yıllar İsveç ve Rusya boyunduruğunda yaşamak zorunda kalan garip Fin halkı, nasıl olmuş da böyle bir mücadeleye girmiş acaba? 

Yazar Grigoriy Petrov, Rus kökenli, aydın bir papazdır. Kendi ülkesinde yaşananlar onu çok üzer ve yaşamı boyunca Finlandiyalılara ve mücadelelerine hayran olmuştur. Rus halkının bu durumu onun için bir kanayan yaradır. Bu küçük ''bataklıklar ülkesini''-Finlandiya'yı çok sevmekte ve takdir etmektedir.

Eğitimli ve kültürlü, hem de sadece akademik kültürle sınırlı kalmayıp, Avrupa kültürünü de benimsemiş birisi olarak, üzerinde durduğu konuları ve yaptığı konuşmaları sıradan halkın anlamakta zorlanabileceği her türlü ifade ve sözcüklerden arındırma cesareti göstermişti.

Peki nasıl bir ülkeydi Suomi (Finlandiya)?

Bataklıklar ülkesi...

Verimsiz, taşlı, kurak arazi, tarım bile yapılamıyor...

Sert bir iklim, sürekli yağan yağmur, sis, soğuk, doğal kaynaklar açısından fakir...

Runeberg, Snelman gibi isimler önderliğinde bir ''kültür devrimi'' gerçekleştiriliyor ülkede. Ana amaç halkın her kesiminin bilinçlenmesi için mücadele etmek, kültürel anlamda zenginleşmek...

Bu kapsamda kitap devrimde önder isimlere, kiliseye, kışlaya, halka, memurlara, değinebileceği her meseleye değinmiştir. Bu ülkenin nasıl bataklıklar ülkesinden beyaz zambakların açtığı bir ülkeye dönüştüğü oldukça yalın ve özenli bir dille anlatılmıştır. 

Birinci milli uyanış dille gerçekleşmiş. Şu satırlar önemli:

Atalarımızın dili yok olursa, halk da tükenir ve yok olur.

Bu gün ülke olarak aynı tehlikeyle iç içe değil miyiz sizce de?

Bundandır belki de kitabın Balkanlarda ve bilhassa Türkiye'de büyük yankı uyandırması. Yayınlandığı dönemdekinin aksine günümüzde kitap tercihlerimiz değişmiş gibi görünüyor...

İnsanlar ülkelerinin geleceğine dair taşıdıkları kişisel sorumluluğun bilincine varamazlarsa, ülkelerin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktır. Her bir insan gerçek vatandaş, ''yaşam mimarı'' olmalı.

Bizler de ülkemiz için birer ''yaşam mimarı'' olabiliyor muyuz?

Milli servetin, halk vicdanı ve millet aklının kurucusu olabilmek için çaba gösterin. Hayatta istediğiniz mesleği seçebilirsiniz; örneğin profesör, doktor, işçi, bilim insanı, tüccar, subay, din adamı, memur, köylü veya bakan olabilirsiniz, bu sizin yeteneklerinizle ve şartların uygun olup olmamasıyla ilgili bir durumdur. Fakat şunu hiçbir zaman unutmayın: vücudunuz, aklınız ve ruhunuzun sahip olduğu bütün gücü vatanınıza ve halkınıza adamalısınız.

Peki bizler makam, mevki, şan, şöhretten başka şeyler düşünebilen insanlar mıyız?

Halk, içinden şimşeğin çıktığı bir buluttur. Bulut elektrik yükü ile dolduğu zaman şimşek çakar. İçerisinde elektrik olmayan bulutsa sadece su buharı birikintisidir, şimşek çaktırmaz. Halk da bulut gibidir. Kimliğinde kahramanlık ve büyüklük ruhu yaşayan bir halk büyük insanlar ve kahramanlar da yetiştirebilir.

Biz yukarıdaki eksikliklerimize rağmen kahramanlar ve büyük insanlar yetiştirebilen bir milletiz. O halde bu eksiklikleri artık gözardı etmemeliyiz.

Finlandiya bu mücadeleden sonra nasıl bir ülke oldu?

Resim, mimari, heykel gibi sanatlara değer veren...

Özgür, yaratıcı, emeğe saygı duyabilen...

Açlığın, dilenciliğin, ahlaksızlığın olmadığı...

Okulların içinin ve dışının konforlu, hijyenik olduğu, gençlerin boş zamanlarını fiziksel aktivitelerle değerlendirebildiği...

Halkın her kesiminin fikir üretebildiği...

Gazete ve kitap okuma alışkanlığının her kesime yayıldığı...

ideallerine sıkı sıkı bağlı...

GÜZEL BİR ÜLKE  oldu. 

DAHA GÜZEL BİR ÜLKE İNŞA EDEBİLMEK DİLEĞİYLE...



















10 yorum:

  1. Beğenerek okuduğum bir kitaptı. Kitap tanıtım yazısı için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. Bir kitabı her okuduğunda ilk defa okursun derler. Bir kez daha okuyalım o zaman :) eline sağlık balım

    YanıtlaSil
  3. Kitabı okumadım ama yazını ilgiyle okudum.Sorduğun sorular da sarsıcı.Oturup düşünmek lazım ne yapıyoruz ve de ne yapabiliriz diye...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünmek ve harekete geçmek gerek. Haklısınız.

      Sil
  4. Uzun zaman önce başladım ve çok ilerleyemeden bıraktım kitabı. Bu aralar yeniden okumayı düşünüyorum. İnceleme yazısı için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafanın çok meşgul olmadığı bir zamanda okunmalı bence. Teşekkür ediyorum :)

      Sil
  5. Severek okuduğum kitaplardan biriydi :)

    YanıtlaSil